4 Aralık 2011 Pazar

Yaşam Ülkesi

  Her şey olması gerektiği gibi olsaydı,  iç sesimizle dış sesimiz karışmasaydı, eğer sırlarımız olmasaydı belkide yaşadığımızı anlamazdık.
  Yaşamak, adından da belli ediyor kendini aslında farkında olmak, her dakikasının her saatinin içinde olmak, sadece bilmek ve bildiğini de bilmek.
  Her şeyi biliyoruz. Neyin içinde olduğumuzu, neyin dışında kaldığımızı. Kimse görmese de bir köşede bağıra bağıra ağladığımızı biz görüyoruz. Kimse duymasa da ettiğimiz küfürleri, haykırdığımız aşkımızı biz duyuyoruz. Hissetmeseler de boğulduğumuzu biz yaşıyoruz, biliyoruz.
  Aynı biletleri alıyoruz yaşam ülkesine gelirken sadece yolculuk ettiğimiz taşıma araçları farklı. Bazılarının biletleri farklı tarihlerde kesilmiş ama aynı araçla geliyorlar. Onların adı farklı, kardeşler diyoruz. Gideceğimiz yer belli eninde sonunda..
  O kadar hızlı ki bu yolculuk, durmadan yaşam ülkesine yolcular geliyor. Bazılarımızın vizeleri kısa süreli; belki bir gün, belki bir ay, belki yüz yıl...
  Dediğim gibi. Çok kalabalık olduk yaşam ülkesinde, sığmamaya başladık. Birbirine karışmaya başladı her şeyimiz, dilimiz, elimiz, gözümüz, nefesimiz. Karıştık hatta kaybolmaya başladık birbirimiz içinde. Komşumuzun üstünde, annemizin altında, sıra arkadaşımızın yanında, babamızın dedemizin arasında, dostumuzun köşesinde, aşık olduklarımızın içinde, düşmanlarımızın karşısında, tanımadıklarımızın nefesinde karıştık yaşam ülkesine.
  Yerimizi arıyoruz burada..
  Fakat aramak için bir yerimizin olduğunu bilmemiz gerekir. Bilenler arıyor. Bilmeyenler yer yapmaya çalışıyor. Arayanda yapmaya çalışanda karıştık bu aptal dünyada bu aptal ülkeye.
  Bir sürü şey var kullandığımız, bulmak için o yeri.
  Annelerimiz, babalarımız, okullarımız, dostluklarımız, aşklarımız, düşmanlarımız, korkularımız, nefretlerimiz, sevinçlerimiz, hırslarımız, vicdanımız, isteklerimiz, hesaplarımız kitaplarımız, ağaçlarımız, hayvanlarımız, silahlarımız, kalemlerimiz var kullandığımız, o yeri bulmak için.
  Kullanıp kullanmadığımız her şey hepimiz de var çünkü aynı ülkenin yolcularıyız. Yine dediğim gibi biletlerimiz aynı araçlarımız farklı.
  İlk önce kendimizle birleştiriyoruz kullandıklarımızı, sonra başkalarına, belki yanımızda kine belki karşımızda kine..
  Bazen canımız acıyor bazen hoşumuza gidiyor. Bazen görmezden geliyoruz batanları çıkanları..
  Birilerinin gönlüne sıkışmak birilerinin cebinde olmak birilerinin korkularında birilerinin hayallerinde yer yapıyoruz bu ülkede.
  Yerimizi bulunca da duramıyoruz, devamlı değiştirmeye çalışıyoruz.
   Başkalarını itip yerine geçiyoruz, başkaları tarafından itilip yerimizi veriyoruz bazende istemeyerek kendimizi bırakıyoruz.
  Biz yaşam ülkesinde hem erkek hem kadınız. Aslında ikisi de aynı çünkü hepimiz insanız.
  Yaşamaya hakkı olan...