Günler geçiyor. Birbirinin aynı. Yarın daha güzel olacak diye yatıp ertesi gün yine bir şeyin değişmediğini anlayarak bitirmek 24 saati. Kattığı bir şey yok çoğu zaman ama alıp götürdüğü çok şey var. Ve ister istemez bazen soruyorum kendime. Ne anlamı var bütün bunların? Eğer sonunda mutlak huzura kavuşacaksam hiçbir şeyi kafama takmamam gerekir. Hiç kimsenin takmaması gerekir. Ama biz yitip gittiğimiz bu hiçlikte o kadar anlamsız şeylerle üzüyoruz ki kendimizi ve hiç farkında bile değilken. Keşke bir el uzansa, beni uyandırsa ve bu saçmalıkta sona erse diyorum bazen. Evet gerçekten istediğim bu -sanırım-. Çünkü tökezlemeye başladım. Çünkü kontrolümü kaybetmek üzereyim. Çünkü 'arkadaşım' sıfatını koyduğum birçok insanın yapmacık dostluğuna rağmen yapayalnız hissediyorum.
Bu rutin bu saçma hayatın bir hiçlik olduğunun farkına vardığın andan itibaren bazı şeyler daha çok anlam kazanıyor. Bazende anlamını bildiğini sandığı şeylerin aslında hiçte bildiğin şeyler olmadığını görüyorsun. Mesela 'dostluk' kavramının anlamı belkide ilk defa bambaşka bir boyut kazandı gözümde. Etrafımda sürekli kol gezen insanlara ne kadar dostum diyebilirim bilmiyorum. Etrafta neşe saçarak dolaştığımda herkes beni seviyor. En azından görmezden gelmiyorlar. Karşılıklı gülüp hayat mükemmelmiş gibi davranmak gerçekten sıkıcı. Onlarda mutlu değil gerçek anlamda biliyorum. Lütfen artık herkes sığındığı o aptal maskeleri atsın bir kenara. Ve gerçek kişiliklerimizi konuşturalım. Güçlüymüş gibi görünmek zorunda değilsiniz. Bu sizi de yormuyor mu beni yorduğu kadar ? Yaptığınız bir çok aptalca şeyi kafama takmıyor mu gibi göründüğüm de gerçekten takmadığımı mı sanıyorsunuz? Hayır aslında o kadar takıyorum ki. Takmamam gerektiğini bildiğim halde evde kendimi lavaboya kilitleyip ağladığım günlerin haddi hesabı yok. Ama yinede her ertesi gün sizin yüzünüze gülmeyi bildim. Artık katlanamayacağım. Son zamanlarda biraz daha karamsar olmamın nedeni bu belkide. Etrafımdaki insanlar her ne kadar bundan memnun olmasa da böyle daha iyi hissediyorum. Sanırım etraftaki fazla lay-lay-lom hayatlarına biraz ters geliyor benim bu değişimim. Onlara bir yalanı yaşadıklarını anlatamam belki ama en azından ben artık buna dahil olmak istemiyorum. Ama birden bire çıkamıyorum da işin içinden. Sanki çok umurlarındaymışım gibi sürekli yakın davranma çabaları bazen hasta edici derecede gıcıklaşıyor. Ama aslında umurumda da değil. Soğuk ve cansız gibi davrandığımda gerçekten yaşadığımı hissediyorum ve bu aslında güzel. Üzgünüm kızlar. Siz Barbie'yi oynamaya devam edin ben artık Darth Vader'ı oynamak istiyorum. Yıllardır soğuk bir uçurumun kenarında uyumuş olan gerçek beni biraz dışarı çıkarmamın vakti geldi. Donakalmış ruhumu ait olduğu yere götüreceğim artık. Bin yıldır uyuyorum sanırım ve artık gözlerimi her şeye açmak istiyorum. Ve siz arkadaşım ailem dediğim insanlar. Bırakın beni değişmeme izin verin. Kendim olmama izin verin lütfen. Çünkü size karşı bunu yapmak gerçekten zor. Çünkü yapamıyorum da. Düşüncesiz , ruhsuz ve sessiz kalmayın , burada ölmeme izin vermeyin. Kurtarılmaya ihtiyacım yok sadece anlaşılmaya ihtiyacım var. Beni anlayın sadece biraz. İnanın çok uğraşıyorum bu hayatı anlayabilmek için. Şu koca evrende düzen nasıl işliyor bilemem ama daha yolun çok başında olduğumu biliyorum sadece. Öğrenilecek çok şey var ama savaşacak kimse kalmadı. Sizde elimden tutmazsanız nasıl altından kalkarım bilmiyorum Tek başına savaşmak zor. Ama savaşmadan yaşamak daha zor.
Her neyse. Kulaklıklarımın sesi sonda ve biraz daha devam edersem yazmaya beynim çatlayacak .Bir başka anlamsız gecede daha yazmak üzere son veriyorum. Kendinize iyi bakın ve iyi olmak için fazla çaba harcamayın.
~~Kardelen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder