20 Ekim 2011 Perşembe

Yorumsuz

 Bazı insanlar cidden delirtiyor beni. Bazı ciddi konularda bu kadar umursamaz bu kadar soğukkanlı olmaları cidden üzücü. Yani evet birileri bu hayatta sen daha iyi bir hayat sür diye can vermiş. Olan olmuş , ölenle ölünmez (!) Nasıl böyle düşünebilirler? Tamam belki bizim bu tepkimizi kimse görmüyor. Belki sadece kendi kendimize bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Belki ... belki de sesimizi kimse duymayacak. Umurumda mı? En azından çabalıyoruz. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmıyoruz. "Sizin verdiğiniz tepkiler şehitlerimizi geri getirmeyecek" diyen sivrizekalar ! Size ne bir şey değişmeyecekse? En azından vicdanım rahat benim. Bütün gün başımı eğip göğsümde ay yıldızla dolaştım. Tepkisizlere inat her şeyimle tepkiliydim. Evet giden geri gelmedi ama en azından hatırlandı. Hatırası yaşadığı sürece aramızda kalmayacak mı? Öyle yüce bir mertebeye erişmiş biraz tepkiyi hak etmiyor mu?

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! 
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. 

Ne güzel demiş Mehmet Akif bu dizelerinde. Onların yüceliğini nasıl vurgulamış. Ne kadar anlamlı. Ne kadar doğru.. Tabi anlayana. Sen, güzel dostum. Bir arkadaşının babası ölse onun iyi hissetmesi için neler yapmazsın.. Yetim kaldı acısı büyük der der destek olursun. Şimdi kaç çocuk babasız kaldı haberin yok mu senin ? Kaç kadının gözü yaşlı kaç anne bağrına taş bastı. Kaç baba "Vatan sağ olsun" dedi. Ama sen takma bunları. Senin çok daha önemli dertlerin var. Eski sevgilin başkasıyla çıkıyor değil mi? Ya da sevgilin mi yok varda seni üzüyor mu? Aman öl sen derdinden. İşte bu kadar acizsin. Bu kadar basitsin sen. Eğer her bir şehidi kendi baban, abin, çocuğun, kocan olarak görüp üzülemiyorsan çok boş insansın. Eğer gerekeni yaptığına inanıyorsan zaten üstüne alınma yazıyı. Eğer alındıysan güzel dost! Amacım seni eleştirmek değil. Haddim de değil zaten. Sadece çok doldum ve buraya kusuyorum. Çünkü korkağın tekiyim. O tepkisiz insanların karşısına geçip tüm bunları diyemiyorum. Ve şimdi taşmak üzereyim. Taşmak üzereyim çünkü etrafta çok tepkisiz insan var. Taşmak üzereyim çünkü onlarla konuşamıyorum. Taşmak üzreyim çünkü bütün bunları önemseyenler bile bir şey yapmıyor. Etrafta herkesin bir şeyler yaptığını duyup 'bizde yapalım' diyorlar. Ama uygulamaya gelince tık yok. Neden Tayyip'e özenip anca boş konuşurlar ki? Doğru düzgün bir eylem bile yapamamamız neden? Kimden çekiniyoruz. Kendi paramızla aldığımız bayraklara el koyan ve vermeyen müdürden mi? Bunları boş iş olarak gören İrfan Hoca (ve birçok böyle kişi) dan mı ? Ya da etrafta bir avuç kalan tepkisizlerden mi? Neden biriside önder olacak kadar cesur olamıyor? Ya da o kişiye ihtiyacımız mı var bilmiyorum. Bu gün çok istediğimiz halde bir yürüyüş bile yapamadık. Neydi bizi durduran? Buna da bir cevabım yok işte.
 Neyse dostlar geçelim bunları. Ben hala neyin kavgasını yaptığımızı bile bilmiyorum. Kimin ne derdi var ki? Bu Kürt-Türk davasından çok daha başka. Kürtlerin kimliği altında bizden kurtulmaya çalışmak cidden güzel plan. Kürtlerin bir çoğunun bizimle derdi yok çünkü zaten bizden birisi onlarda. Ne olmak istediler de olamadılar şu ülkede? Öğretmen mi başbakan mı? Hiçbir zaman sen Türk müsün Kürt müsün diye soran olmadı. Ama şimdi 'ırkçılık' bahanesi altında başka ülkelerin bizi göz göre göre yok etme çabalarına tanık oluyorum. Cidden iğrenç. Sistem nasıl yürüyor bilmiyorum ama bu gidişat kimi memnun ediyor? Kimin çıkarına? Bir ekmek çaldı diye 4 yıl hapishanede hayvan muamelesi gören vatandaşken, 30.000 kişinin katili ev hapsinde olması hangi mantığa sığıyor? 
 Tamam neyse yine hiçbir şey değerindeki bir yazı için çok fazla laf döktüm. Biraz saçma biraz çocukça birazda yaşımdan çok daha olgun. Eğer buraya kadar okuduysan ne mutlu bana. Okuduğunu farz edip mutlu olucam. Ne olursa olsun olsun birileriyle bir şeyler paylaşmak güzel ve iyi hissettiriyor. Karmakarışık iç dünyam bu gün kasvetli. Durgun ve üzgün. Keşke bütün bu dertlerimi konuşabileceğim bir dostum olsaydı. Ha bu arada şu dostlar.. Onlarda ayrı bir konu. Onlar üzerine de bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bir ara.. O zamana kadar iyi veya kötü dilediğiniz gibi zaman geçirin. Kendinizle sık sık konuşun ve hayali bir dost bulun. İnanın iyi hissettiriyor. Değerli saniyeler.. 
Kardelen 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder